Şeyh Dari’den Iraklı Aşiretlere Çağrı

ImageIMAH Genel Sekreteri Şeyh Dr. Haris ed-Dari El Cezire televizyon kanalında yaptığı açık çağrıda Iraklı aşiret liderlerine seslendi.

 

 

Iraklı aşiretlere çağrı:

Allah (cc)’a hamd, Resulullah’a salat, ailesine ve ashabına selam olsun.

Bu mesajımızı direk barışın, birliğin ve selametin garantisi ve destekçileri olan Iraklı aşiretlere hitaben yayımlıyoruz. Onlar işgal duvarlarından kurtulmak için birer merdiven görevini üstlenmektedirler ve kuzeyinden, güneyine ve ortasına kadar sevgili ülkemizin farklı etnik ve mezhebi renklerini taşımaktadırlar.

 

 

Sevgili Iraklı kardeşlerimiz…

Sizler tarihte uzun zamandır düşmanın bakışları altındaydınız. Sizler anavatanın iyiliği için bir barınaktınız; çünkü sizler ülkenin gerçek gücünü temsil etmektesiniz. Bu sebeple düşman sizlere sizler aracılığıyla plan yaparak ulaşmayı istemektedir. İşgalcilerin yandaşları da yine sizlerin desteklerini alarak aynı amaçlara ulaşmak istemektedirler. Bunun aksine işgalcilere ve yandaşlarına karşı mücadele vermek ve ülkeyi işgalden kurtarmak için sizlere ülkeyi sevenlerin desteklerini her durumda istedikleri de aşikardır.

 

Cenab-ı Allah’a şükürler olsun ki sizler her zaman düşmana ve şeytani planlarına karşı müteyakkız oldunuz.

 

Yakın ve uzak gelecekte mücadelemize devam etmek için söz verdik.

Bunun en iyi örneği mübarek 1921 Tugayları idi ki bunun çarpışan kahraman evlatları Sünniler, Şiiler, Araplar, Kürtler, Türkmenler ve diğerleri idi.

 

 

Saygıdeğer Kardeşlerimiz

Bugün Irak tarihin daha öncesinde görmediği büyük bir mücadeleden geçmektedir. Tüm dünyayı kontrol etmek isteyen bir süper gücün bir ülkeyi işgal etmesi olayı daha öncesinde yaşanmamıştı.

Evlatlarınız düşmana acı bir hayat tattırdı. Düşman şimdi büyük bir kriz içinde olup nerdeyse boğulacak bir haldedir. Amerikan Kongresi geri çekilmesi için ordunun finanse edilmesine yönelik kararla karşı karşıya. Çünkü onlarca işgalci askeri öldürüldü, yaralandı ve bu bir dakika dahi durmaksızın halen devam ediyor. Irak’ın işgali kabul edilemez bir olaydır ve bizler Allah (cc)’ın izni ve inayetiyle büyük bir zaferin eşiğinde olup işgalden kurtulmanın arefesindeyiz.

 

 

Muhterem Kardeşlerimiz

Ancak buna rağmen düşman ümidini henüz kaybetmiş değildir. Kendisini bu utanç verici hadiseden kurtarmak için çeşitli hileler aramaya çalışmaktadır. Düşman sizleri bir millet olarak düşünüp ona göre ülkenizi işgal etmiş ve tüm Irak halkının değerlerini yok etmeyi hedeflemiştir. Bu sebeple şerefli evlatlarımız hapishanelere atılmış, gelenek, örf ve adetleri, yaşam tarzları ayaklar altına alınmıştır.

 

Bu aşamada düşman sizlere iyi bir dost gibi görünmek isteyebilir. Hakeza yardımcı da olmak isteyebilir. Ancak tüm bunlar sadece bir yalan ve safsatadan ibarettir. Düşman sizleri birbirinize karşı düşürmek için bu tür projelere katmak istemektedir. Ancak sizler daha öncesinde hayattan ders almış ve tecrübeli birçok insanın olduğu aşiretlerin evlatlarısınız. Hiçbir zaman bu tür çirkin ve uyduruk şeylere karşı olumlu yanıt vermeyeceksiniz.

 

 

Sevgili Kardeşlerimiz

Düşmanlarımız işgalden bu yana ülkemizi etnik ve mezhebi temellere bölmek için çok gayret etti. Çünkü böylece ülkemiz zayıflayacak, bölünecek, parçalara ayrılacak ve kendisini geliştirmeye uygun şartlar olmaması için bir kaos ortamı hakim olacaktı.

 

Düşmanlarımız Irak’ı ikinci Lübnan gibi tutmak istemektedirler. Kardeş ülke Lübnan’ın ne durumda olduğunu görüyorsunuz. Bu gün durum dostlarımızı memnun etmemektedir. Lübnan ne bir karar alabiliyor ne de bir istikrar mevcut ve ülke mezhebi etnik meseleler ile karşı karşıya. Lübnan kendi içişlerine insanlarının güvenliği ve iyiliği için herkesin müdahil olduğu bir alan haline gelmiş durumda.

 

Başbakan suikasta uğradığında çeşitli suçlamalar başladı ve anlaşmazlıklar oldu. Seçimler olduğunda kriz yine başladı ve sanki onlar bir çatışmaya hazırlanıyorlardı. Bugün de bir başkan seçmek için gördüğünüz gibi ülke bir kısımdan diğerine sallanıyor durumda. Batıdan ve doğudan ülkeler kendi politikaları, menfaatleri ve çıkarlarını dikte etmek için Lübnan’ın içişlerine müdahale etmektedirler. Eğer Lübnan güçlü bir ülke olmuş olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı.

 
 Lübnan halkı iyi bir halktır; ancak kötü bir sistem olması nedeniyle kendileri de yaralarını sarmak, barış içinde yaşamak için birkaç zor aşamayı geçmekle uğraşmaktadırlar. Ancak düşmanları normal bir hayat yaşamamaları için güvenliği zafiyete uğratmak istemektedirler. Ülkenin komutanlar ve liderler gibi sembol isimleri bu amaç doğrultusunda yok edilmektedir.

 

15 yıldan daha fazla süren iç savaş nedeniyle ülke perişan olmuştu. Bugün yine aynı ateşin yakılması hedeflenmektedir.

 

Bu esnada bizler Allah (cc)’a dua ediyor, bu Arap ülkesini tüm krizlerden uzak tutarak barış ve güvenlik ortamına ulaşması; güçlü ve ayakları üstünde durur hale gelmesini niyaz ediyoruz. Tüm Iraklılara seslenerek Lübnan’da yaşanan olaylardan ders almaları çağrısında bulunuyoruz. Çünkü düşmanlarımız tıpkı Lübnan’da olduğu gibi Irak’ta da benzer metodlarla halkımızı bölmek için gayret etmektedirler.

 

Emir Konseyi’nin ülkeyi etnik kimliklere ve mezheplere göre bölmek istediğini hatırlamalısınız. Bu projeyi destekleyen bir de Anayasa hazırladılar. Bununla teorinin pratiğe geçirilmesi hedeflenmekteydi. İşgalcilerin, dahili ve harici kötü güçlerin omuzlarında yükselen bölücü cinayet politikaları bunların bu bölünme projesini gerçekleştirmelerine kolaylık sağladı. Halen bunun – tıpkı geçmişte olduğu gibi – çok acı bir şekilde bedelini ödüyoruz. İşgalcilerin şerir politikaları ve benzer politikalar bunun sebebidir. Tüm bu siyasiler Irak’ı ve Iraklıları zayıf bir şekilde tutmayı amaçlamaktadırlar.

 

Irak’ı parçalara ayırmak isteyen Baydin Projesi de berbat bir projeydi. Bunun karşısında sizlerin nasıl onurlu bir şekilde karşı durduğunuza ve bunu reddederek düşmanlarınızı nasıl hayal kırıklığına uğrattığınıza şahidim. Seçtiğiniz bu tavırdan dolayı Allah (cc)’a sonsuz şükürler olsun.

 

Evet. Bazı politikacılar bu siyasi süreci onaylamaktan beridirler. Bu süreci destekleyen siyasiler de şimdi dönmüş durumda. Tabii herkesin bildiği gibi bu kendi şahsi menfaatlerinin sona ermesiyle ilgiliydi. Federalizmde onlar için en önemli şey; kendilerinin tepe noktasında bulunmaları ve ülkenin malvarlığını sadece kendileri için değil uşakları için de devam ettirmek idi. Bu tür siyasetçiler masum insanların hayatlarını cehenneme çevirdi. Hiçbir zaman bir tek faydalı iş için dahi onlara hizmet etmediler. Eğer ülkenin denetimi bunların eline geçse ne olurdu düşünebiliyor musunuz?

 

Bugün işgalciler bölünme projesini hayata geçirmek için diğer bir yola teşebbüs etmektedirler. Yeni teşebbüsleri ise bölgenin birliğini, aşiretlerin birliğini ve dini grupların birliklerini dağıtmaktır. Ardından onlar yeni bir kanton ve silahlı bölgeler ikame edeceklerdir. Bunlar da kendi aralarında rekabet edecek, birbirini öldürecek ve savaş agaları haline geleceklerdir. Zaten bundan sonra sevgili ülkemiz ayrılık ateşi içinde olacak, ülke zayıf ve hasta haline dönüşecek ve nihayetinde bir iç savaş haline ulaşacaktır.

 

Şüphe yok ki aşiretlerin evlatları için en önemli şey muzaffer bir topraktır. Düşman tüm enerjisini ve malvarlığını bir aşiret içinde karşıtlık merkezi oluşturmakla harcamaktadır. Yine düşmanlarımız malvarlığıyla, silahla bu aşiretleri besleyecektir. Elbette bunları Irak’ın öz kaynaklarıyla yapacaktır. Sonrasında da bir iç anlaşmazlık baş gösterecektir. Düşman Güney ve Orta Irak’ta bu tür işleri yapmaya gerçekten başlamış durumdadır. Aşiret evlatları, dikkatli olunuz!

 

 

Çok Değerli Iraklılar,

Birkaç gün önce işgalci ABD Başkanı kapalı kapılar ardında bugünün başbakanı ile Irak’ın bağımsızlığı ve en üst düzey menfaatleri ile ilgili olarak bir anlaşma üzerinde çalışması izni verdi. Ki kendisi daha öncesinde hükümetin en kötü başı olarak atanmasına rağmen bu kişiye çok büyük destekler vererek kendisini atamıştı. Şimdi de işgalciler başbakandan Irak’ı sahibine satmasını istemektedirler. Zaten bu şahıs kendi makamından başka Irak için hiçbir şey düşünmemektedir. Bu yüzden de Irak’ı satmaya hazırdır.

 

Bu belge işgalcilerin şimdiki hükümeti desteklediği ve uzun süreli planı için güvenlik sistemleri geliştirdiğini içermektedir. Sözde güvenlik planı denilen meş’um proje nedeniyle de ülkenin ortasında, kuzeyinde ve güneyinde binlerce masum Iraklı katledildi. Yine bu plan çeşitli işkenceleri icbar kıldı. Bunlar Uluslararası İnsan Hakları Örgütü tarafından da belgelendi. Sanki Iraklı insanlar bu plana göre birer düşmandırlar. Evet. Bu proje dediğimiz amaçlara hizmet etmektedir.

 

Aynı zamanda yapılan anlaşmada hükümete düşmanlarını yok etmeleri için yardım da yapıldı.  Peki düşman kim? Düşman kendilerine karşı duran herhangi bir insan, yollarına çıkan aşiretlerin sembolleri, meşru direniş grupları mensupları ve hükümetin haksız uygulamalarına karşı çıkan herhangi aykırı bir ses…

 

Bu anlaşma belgesinde yine şimdiki Anayasanın korunması ve bunun uygulamaya geçirilmesinde veya ertelenmesinde herhangi bir teşebbüsün reddedilmesi yer alıyor. Sizler de biliyorsunuz ki bu anayasa işgalcilerin ardından tüm problemlerin sebebidir. Öyleki sözde Anayasa’da bölünmeyle ilgili maddeler yer almakta olup, milletin kendi kendini kontrol etme hakkı da haksız bir şekilde yok edilmiştir. Tabii bunu hazırlayanlar da nihayetinde işgalciler ve projeleriyle müttefik olan partilerin mensuplarınca hazırlanmıştır. Gelecek yıl resmen imzalanması düşünülen bu belge uzun süreli askeri, güvenlik ve ekonomik anlaşmalar ile diğer şerir şeyleri içermektedir. Şimdiki Irak başbakanı da efendilerinin isteklerini gerçekleştirmek için bu anlaşmayı imzalamaktadır.

 

ABD Başkanı ve kabinesi Irak halkının kendilerini kontrol edebileceklerini göz ardı etmeye son vermelidir. Uluslararası anlaşmalara riayet etmeli ve Iraklılara yapılan şiddete son vermelidirler. Bu millete karşı yaptıkları haksızlıkları düşünmelidirler ve yaptıklarının karşılığında tazminat ödeyerek özür dilemelidirler. Irak’ı fethetme rüyaları ve buranın zenginliklerine konma hülyaları Allah (cc)’ın izniyle hiçbir zaman hayata geçirilemeyecektir.

 

 

Değerli Kardeşler!

Allah (cc)’ın ipine sımsıkı sarılmaz, birlik ve beraberliğimize kenetlenmez, saldırganlıkları kırmızı çizgimiz kabul etmez isek başka çıkış yolu bulamayız. Düşmanı ve işbirlikçilerini kovmak için çok büyük gayret göstermeye devam etmeliyiz, zorluklar ne olursa olsun sebat etmeliyiz. Yaralılarımız var ve bunların bir araya gelerek düşmanın hile ve desiselerinden uzak parlak bir geleceğe ihtiyacımız var. Bizler tüm Irak evlatları ile beraberiz, ülkemizin geleceğini birlikte hazırlayacağız. Ülkemize müdahale edilmesine ve bizleri kimsenin bölmesine izin vermeyeceğiz. Yekvücut Irak içinde bağımsızlık, özgürlük ve barış içinde yaşamaya hepimizin hakkı vardır.

 

Kendimizi yönetmek için öncelikle işgalcilerin ülkeyi terk etmesi gerekmektedir. Zira aramızdaki farklılıkları, ayrılıkları körükleyip, derinleştiren ve kaos oluşturan, diğer tüm problemlerin müsebbibi işgaldir. Ne yazıkki düşman içimizden bazılarını kendileri için bulmuş durumdadır. Tüm hedefleri Irak’ı kaos içinde bırakmak; böylece ülkemizin işgalcilere ihtiyaç duyduğu gerektiğini dünya kamuoyuna duyurmaktır. Eğer sanki işgalciler giderse durum daha da kötüye gidermiş gibi..Yani şöyleki; yüzbinlerce işgalci ordusu Irak’taki durumu kontrol edemiyorsa bizler nasıl kontrol edebiliriz gibi?! İşte işgalcilerin iddia ettikleri ve bizlerin de inanmasını istedikleri mesele budur. Ne yazıkki buna bazıları balıklama atladı ve bazı siyasiler de destek verdiler. Oysa Irak’taki tüm problemlerin ana sebebi ve mihenk noktası işgaldir, işgalcilerdir, işgal projeleridir. Tüm problemler işgalcilerin varlığıyla birlikte daha arttı ve çözülmez hale geldi. Şimdiye kadar hangi problemin çözüldüğünü gördünüz? Bizler bir problemi çözmeye çalışırken bir de bakıyorsunuz öte yandan başka bir problem patlak veriyor vs… Bu ahval ve şerait altında problemler ve anlaşmazlıklar kesinlikle çözülmeyecektir. Ancak ve ancak işgalcilerin ülkeyi terk etmesi durumunda meseleler hallolacaktır. Zira biz Iraklılar çok büyük problemler taşımıyoruz, topraklarımız bugünden daha fazla nüfusu barındırabilir. Allah (cc)’a hamdolsun ki kuzeyinden güneyine kadar topraklarımız bereketli ve verimi. Su kaynaklarımız ve yer altı zenginliklerimiz var ve bu gelecek nesillerimize dahi yeter inşallah. Bunlar, düşmanın çirkin amaçlarını gerçekleştirmemeleri için geçerli sebeplerdir. Geliniz tek bir el olarak düşmanı ülkemizden kovalım.

 

 

Ülkemin Değerli Evlatları,

Dünyadaki tüm devletler anormal durumlarda kendilerini koruyan ve savunan ordulara ve silahlı güçlere sahiptirler. Düşmanlarımız ülkemizi işgal edip bizleri küçük düşürmeye çalıştıklarında ilk iş olarak Irak Ordusu’nu dağıttılar. Bu durum bizleri savunmasız bırakmak için bilerek yapıldı.

 

Irak Ordusu dünyadaki en güçlü ve tecrübeli ordulardan bir tanesi idi. Orduyu oluşturmak için milyonlarca dolar malvarlığımız harcanmıştı. Şimdi biz bunu nasıl bırakabiliriz? Niçin bu durum karşısında bir şey yapmadan sessiz kalacağız ki? Bu, düşmanın istediği bir şeydir.

 

Bu ordu sadece evlatlarımızdan müteşekkildir. Onlar, Irak’ın haysiyetli yüzleridir. Çünkü onlar her mezhep ve etnisiteden buraya dahil olup temelde Iraklılar idi. Onlar herhangi bir mezhebi veya etnik idealler değil vatana bağlılık ve sadakati öğrendiler.

 

Bu yüzden bizler tüm uyduruk şayialara rağmen bunları yeniden bir araya getirme çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bundan garazi olanlar toplananların vatanlarına nasıl hizmet edeceklerini göreceklerdir.

Eski orduda eğer ülkeye ve vatana zarar vermiş herhangi bir kişi varsa bu, çözülebilecek ve herhangi bir şekilde cezaya çarptırılabilecek bir durumdur. Ancak sırf bazı kötü kişilerden dolayı tüm bir ordunun dağıtılması kabul edilemez.  Bizler özellikle bu günlerde böylesine etkin bir orduya gerçekten ihtiyacımız var.

 

Bugünün ordusunu ve güvenlik sistemini düşününüz. Bunlar temelde işgalcilere ve işgal projelerine hizmet etmek için kuruldu. Bunların varlığının bizlere ne faydası var? Bir taraftan mezheplere, farklı kimliklere bakarak insanların öldürülmesi, insanların mallarının çalınması, petrol gibi devlet mallarının çalınması, masum insanların öldürülmesi, işgalcilerle birlikte şehirlerin işgal edilmesi, tutuklara işkence edilmesi, camilerin ve dini yerlerin yok edilmesi hep bu ve diğer gruplar tarafından gerçekleştirildi. Bizler nasıl olur da bunlardan bizleri işkenceden kurtarmalarını bekleyebiliriz?

 

Kardeşler! Şüphe yok ki bunların arasında haksız eylemleri tasvip etmeyenler vardır. Ancak onlar da ne yazıkki bir şey yapamıyorlar.

 

Eğer bu askeri yapılanma işgalcilerin ayrılmasının ardından yeniden hayat bulursa, Irak’taki güvenlik ve doğal durum yeniden düzelecektir. Ardından da tüm silahlı gruplar kaldırılacaktı. Sebep ne olursa olsun her çeşit silahın taşınması yasaklanacaktır.

 

Milli ordumuzu yeniden bir araya getirmek için geliniz elimizden gelenin en iyisini yapalım, geliniz uyduruk iddiaları duyurmak isteyenlere kulaklarımızı yaklaştıralım ve ne dediklerine bir bakalım.

 

 

Muhterem Kardeşlerimiz,

Irak’ın geleceği hiç kimse tarafından etkilenmeyecektir. Bizler Allah (cc)’ın izniyle kendi geleceğimizi inşa edebiliriz ve bu, önemli şahsiyetler ile gerçekleştirilecektir. Onlar tüm zorlukları aşarak, ülkenin yeniden imarı için ellerinden gelen tüm yeteneklerini gösterecek insanların mezhep veya kimliklerine bakmayacaklardır. Yasal diyalog oluşumunu tamamlayacak, siyasi süreç herhangi bir mezhep veya etnisite ile sınırlandırılmayacaktır. Yine bizler işgalcilerin yıkımlarından tamamen uzakta yeni bir anayasanın hazırlanması noktasında uzlaşmış bulunmaktayız. Bu anayasaya herkes dahil olabilecekken işgalci anayasaları bundan hariç tutulacaktır.

 

Eğer bu önemli noktalarda uzlaştıysak ardından çalışmalara başlamak için ilgili mekanizmayı bulabiliriz. Sonrasında düşmanlarımızı ve diğerlerini isteklerimizi kabul etmeye zorlayabiliriz. Eğer bir millet kendi hür iradesini ortaya koyup bir araya gelirse kimse onları dize getiremez.

 

Nihayetinde bizler tüm hayırlı, onurlu aşiretlere ve kendi nefsimize nurani hedefler için mücadele ve direniş çağrısında bulunuyoruz.

 

Sabır ve direniş tüm zorlukların çözümü için en iyi yollardır. Sabır olmaksızın milletler hiçbir şey yapamazlar.

 

 

Mübarek Iraklı aşiret evlatları,

İşgalcilerin projelerini başarısızlığa uğratmalısınız. Zafer günü yakındır, özgürlük adımlarına hazırlanınız. Sizlerin hazırlanması ülkenin evlatlarınızın eliyle yeniden imar edilmesi için elzemdir.

Düşmanın ülkenizi imar etmesini ümit etmeyiniz; zira düşmanlarımız sadece yakıp yıkmaya geldi.

Şu veya bu şehir için yeniden yapılanma yeniden imar adları altında harcanan bu kadar servet sadece kocaman bir hiç için…Peki bunca yatırım nerde Allah aşkına?!

 

Ortada ne bir yatırım ne de bir imar sözkonusudur. Sözde yatırımlara giden paralar sadece işgalci kuklalarının ceplerine gitmektedir. Sadece işgalcilerin kendilerine hizmet etmek için seçtikleri insanların ceplerine gitmektedir. Onlar hiçbir zaman ne bir inşa ne de bir bina yapmayacaklardır.

 

Ülkenin inşası ve imarı sizlere dayanmaktadır. Ülkemizin masum ve imanlı evlatlarının elleriyle yeniden inşa edileceği günlere hazırlanınız. Irak’ın kendi evlatlarına döndüğü, İslam ve Arap ülkeleri arasındaki yerini yeniden aldığı güne hazırlanınız.

 

Cenab-ı Hakkın rahmeti ve bereketi sizlerle olsun. (Amin)

 

 

 

 

Şeyh Haris ed-Dari

IMAH Genel Sekreteri 

 

 

 

 

Bu yazı IMAH Türkçe Resmi Sitesi için Özel Çevrilmiştir © 2007

 

Orjinal Arapçası için lütfen tıklayın: رسالة مفتوحة الى العشائر العراقية

İngilizce çeviri için lütfen tıklayın: A Letter to the Iraqi Tribes

Loading

Related posts

Leave a Comment